MERHABA!

Sinek Sekiz, sürdürülebilir yaşamla ilgili ilham verici bilgileri paylaşmak için kurulmuş küçük ve bağımsız bir yayınevidir.

KİTAPLAR

 


Slow Food Devrimi
Carlo Petrini 

Ekoloji Cep Rehberi
Ernest Callenbach

Permakültüre Giriş
Bill Mollison 

DEFTERLER

 

Defter kolleksiyonumuza göz gezdirmek ve satın almak için buradan buyrun:

SATIŞ NOKTALARI

Kitaplarımızı aşağıdaki kitabevlerinde bulabilirsiniz:

İstanbul (Avrupa)
Mephisto
Pandora
Robinson Crusoe
İstanbul (Anadolu) 
Gergedan

Ankara 
Dost
Dipnot
İmge
Arkadaş
ODTÜ-Öykücü  

İzmir
Yakın

TAKVİM

30 Temmuz 2011, Çanakkale
Bayramiç Tohum Takas Şenliği 

25 Mayıs 2011, İstanbul
'Bahçecilere Defter' Atölyesi
Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi 

10 Nisan 2011, İstanbul
Permakültüre Giriş, tanıtım
Kartal, %100 Organik Pazarı 

9 Mart 2011, İstanbul
Permakültüre Giriş, tanıtım
Şişli, %100 Organik Pazarı

18 Mart 2011, İzmir
Kitap tanıtımı, defter atölyesi 
Ege ÜniversitesiFen Fakültesi

ALBÜMLER
ETİKET BULUTU
Mail Listesi
This form does not yet contain any fields.
    Salı
    Eki252011

    İstanbul'da Bisiklete Binmek

    İnsan bisikletle uzun yol yaptıktan, gökkubbenin altında bir kuş gibi günlerce özgür gezindikten sonra kolayca üstünden inemiyor. Yoksa bir cumartesi öğleden sonrası Kadıköy-Şişli hattı arasında bisikletle yol almak nasıl açıklanabilir?

    Hiç şüpheye yer bırakmayacak şekilde İstanbul'un gündelik olarak bisiklet kulllanmaya uygun bir şehir olmadığı söylenebilir. Aslında sadece bisiklete has bir zorluk da yok ortada. Yollar o kadar delilik dolu, kaldırımlar o kadar uyduruk ve yamuk, bir yöne doğru, bir an önce kendinden başkasını hiçe sayarak bir gitmek isteyen insanlar o kadar çok ki, sadece bisiklet üstündekiler değil belli bir yaşın altındaki ve üstündeki, çabuk ve engelsiz hareket edebilen yayalar haricindeki tüm insanlar için şehir bir eziyet mahali.

    Bunu geçtiğimiz cumartesi Kadıköy'den Şişli'deki organik pazara gidip dönmek suretiyle birkez daha tecrübe ettim. Rotam Bahariye'den Kadıköy sahili, vapurla Beşiktaş, Maçka üzerinden Şişli ve Bomonti şeklindeydi. Kadıköy kısmı biraz daha iyice olsa da Beşiktaş'tan itibaren bisiklet üzerinde yol almak cumartesi öğleden sonrası çılgınlığında hayatta kalmaya çalışmaktan ibaret kaldı. Pazara varıp da tüm o güzel sebze meyvenin kendine has kokusuyla sarmalanana kadar da tüyleri diken diken, korkmuş kedi halini üzerimden atamadım. 

    Bisikletin arka tekerine takılı heybemi seçmece kış hasatlarından, lahana, pırasa, nar, patatesle doldurduktan sonra bu sefer de akşam trafiği cenderesine takıldım. Ve bir daha aynı yolu bisikletle yapmaya tövbe ettim.

    Halbuki şehir içinde dolaşabilmek içinde yaşayan herkesin temel hakkı, herkesi birbirine eşitleyen en bedava eğlencesi. Ama belki de tam da bu yüzden, yani sosyal eşitsizlik ve adaletsizliklerle dolu bir ülkede yaşıyor olmamızadan gayri tüm bu sorunlar, aksaklıklar... 

    Pazar
    Eki162011

    İrlanda Adındaki Diyarda, Bisiklet Üstünde

    (fotoğraflar: Alaz Soytemiz)
    Blogu güncellemeyeli amma uzun zaman olmuş! Ama hayat bu işte, bilirsiniz siz de. Ne yapacağı belli olmaz. Bir nehir gibi yatağı gün gelip suyla dolunca delileşip kendini akmaya verebilir. Onca zaman durduktan sonra damlalarla yeniden vücuda gelince çağlar, akar, coşar, taşar. Komşusu ağaçlarla, arkadaşı kurtla kuşla konuşmayı unutur, iki yanına bakmayı bırakıp gözlerini yukarılara, masmavi göğe çevirir. Bulutlar alır aklını... Hal böyle olunca kelimeler yükseklerden boşluğa bırakılan küller gibi savrulup uçuşur, yanyana gelip dizilmek nedir bilmezler, kurulamaz cümleler. 

    Vaziyetler aynen böyleydi işte. Bu yüzden yazamadım, yazmadım. Aklım bir karış havada, ayaklarım pedallarda, 3 yıl sonra yeniden bisiklet üstünde yollarla beraber akmaktaydım.

    Yukarıdaki fotoğraflar İrlanda adındaki harikalar diyarından. Ağustos ayında küçük bir kısmında gezinme şansı bulduğum Avrupa'nın en batısından Atlantik okyanusunun enginliğine açılan o küçük adadan. 

    Üzerinde 3 milyon güzel insanın yaşadığı bu adada bisiklete binmek insanı sarhoş eden bir zevk. Ana yollarda dahi trafik rahatsız edici değil. Motorlu taşıtları kullananları çoğu gündelik hayatlarında da bisiklete bindiklerinden yolda teker üstünde gidenin halinden anlıyorlar. En genel haritalarda bile belirtilen tali yollarda gittiğinizde ise trafiğin yoğunluğu iyice azalıyor. En ıssız yerlerde dahi yol ayrımlarına geldiğinizde tabelalar sayesinde kaybolmuyorsunuz. Kimi yollar da manzarası ya da doğal güzelliği açısından bisikletliler için ayrıca çekici olabileceğinden ayrı bir tabelayla daha işaretleniyor. (bkz. yukarıdaki direk)

    Lafı gelmişken söylemekte fayda var: Türkiye'de bisiklete binmek nereseyse garipsen bir hareket olsa da Avrupa'da ve dünyanın geri kalan birçok yerinde insanlar hem şehir içinde huzurla yaşayabilmek, trafik yoğunluğunu, karbon salımını ve dolayısıyla küresel ısınma üzerindeki insan etkisini azaltmak, hem de spor yapmak, sağlıklı olmak ya da bazen sadece güzel görünmek için bisiklete binip duruyor.

    Şehir içinde ulaşım aracı olarak bisiklet kullanmak çoğu ülkede oldukça olağan, gündelik bir aktivite. İnsanlar evlerinden işlerine bisikletle gidip geliyor. Ama bunun haricinde -bizim gibi- uzun mesafeleri bisikletle katetmek isteyen ve turistik amaçlarla bisikletle seyahat eden de çok sayıda insan var.

    Bisikletle seyahatin yaygınlaşması için devletler ve kuruluşlar da çaba gösteriyor. (Mesela İrlanda'da bisiklet aldığınızda bunun için harcadığınız tüm parayı vergiden düşebiliyorsunuz) Bunlar içinde en dikkate değer olanı Avrupa Bisikletliler Federasyonu'nun oluşturduğu EuroVelo adındaki, kıtanın tamamını bir baştan bir başa dolaşmaya olanak tanıyan bisiklet yolları ağı. Bu ağa dahil olan tüm rotalar bisikletliler tarafından denenmiş, uzunlukları ve zorluk dereceleri belirlenmiş güzergahlardan oluşuyor. Yandaki harita bu konuda size bir fikir verebilir. Üzerine tıklarsanız, EuroVelo rotalarını ve yol özelliklerini inceleyebilirsiniz. 

    Son olarak gelelim tavsiyelere: Eğer bir zaman İrlanda'ya gitmeye karar verirseniz bunu Electric Picnic adlı festivalin düzenlediği tarihe getirin. Dublin'e 1 saat uzaklıktaki, etrafı ormanlarla çevrili dev bir çayırlık alanda düzenlenen bu 3 günlük festival gerçekten görülmeye değer. Bu sene ana sahnede çıkan grupları aşağıdaki görselde görüyorsunuz, müzik konusunda zaten diyecek pek fazla laf yok. Ama festival deneyimi salt müzik dinlemenin çok ötesinde. Sadece Avrupa'nın en 'yeşil' organizasyonu olması açısından bile dikkate değer. ( 1 torba dolusu çöp toplayıp atık noktalarına getirene bedava bira verildiği, güneş panelleri, slow food ve adil ticaretle elde edilmiş ürünlerle dolu standların, hatta küçük ölçekli örnek bir permakültür bahçesinin bile olduğu bir festivalden bahsediyoruz!) Meraktan yerinde duramayanlar aşağıdaki görsele tıklasın diyor esenlikler diliyoruz. (Bir sonraki yazı: 'Çek Ülkesinde Çalıştay Macerası'... artık hiç bekletmeden, pek yakında)

    Perşembe
    Eyl152011

    Yeni Defter Kolleksiyonumuz Satışta


    Kağıt işlerine afilli bir geri dönüş yapmayı sonunda becerdik. Pek mutluyuz, yepyeni bir sürü defterimiz var, deftersevicileri bekleyen. Göz atmak ya da satın almak isterseniz hemen http://www.pasaj.com/dukkan/sineksekiz adresine tıklayın. Sınırlı sayıda üretim yaptığımız için beğendikleriniz olursa elinizi çabuk tutmanızı öneririz.

    Bu işte sevgili stajyerimiz Tuba'nın katkısı büyük. Elini taşın altına soktu, sonunda birbirinden güzel defterler çıktı. Biz hepsini pek beğeniyoruz, umarız sizin de hoşunuza gider! 

    Salı
    Ağu022011

    Yeni Defterler Yaptık

    Uzun süredir stoklu, çok sayıda, sadece belli bir modele odaklanan defterler yapmıyoruz. Ama arkadaşlarımızdan özel istekler, siparişler gelince reddetmeye gönlümüz elvermiyor. Hele de yeni şeyler öğrenmeye istekli bir stajyerimiz varken. O yüzden Damla ve Aslı defter isteyince geri çevirmedik ve Tuba ile birlikte yeni modeller üretmeye koyulduk. Sonuçta yukarıda gördüğünüz 3 defter çıktı. Defterlerin dikişleri biricik stajyerimiz Tuba'nın ellerinin eseri, defter yapmaya daha yeni başlamış olmasına rağmen mahir bir mücellit gibi formaları ustalıkla dikti, daha önce hiç aklımıza gelmeyen detaylar geliştirdi, birbirimizden öğrenir olduk. 

    Defterlerin 2'si Damla'nın hediyeleri olarak onunla birlikte Japonya'ya, biri de Ayda'ya ablası Aslı'dan gidecek. Kalplerini mutlulukla, sayfalarını ilhamla doldursunlar, güle güle kullansınlar...

    Salı
    Ağu022011

    Tohum Takası, Kitap Masası

    Geçtiğimiz haftasonu Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde şahane bir etkinlik; Bayramiç Tohum Takas Şenliği düzenlendi. Bayramiç Belediyesi ve Bayramiç-Yeniköy Grubu'nun ortak organizasyonuyla can bulan hadise, son günlerin iç sıkıp bunaltan gündeminde bir bardak ev yapımı limonata ferahlığı veriyor : ) 

    Aslında bu memleketimizdeki 3. tohum takas şenliği. İlki bu bahar Seferihisar'da olmuştu. Otobüslere atlayıp, bir dolu insan, Slow Food destekçisi, yerellik savunucusu, tohum bilinçlisi insan Seferihisar'a yollanmış, muhteşem vakit geçirmiştik. O günkü takastan gelen tohumlar şimdi bahçemizde, bir çoğu çoktan meyvelerini verdi bile!

    İkinci şenliğe bizzat katılamadık ama kitaplarımız bizim yerimize oradaydı. Aldığımız duyumlar ve gelen fotoğraflar, standın ve ortamın cıvıl cıvıl olduğu yönünde. Olan biteni Mehmet Atakan Foça bianet'e yazmış. Buyrun birlikte okuyalım http://www.bianet.org/bianet/siyaset/131880-bayramicte-tohum-takas-senligi

    Unutmadan Bayramiç-Yeniköy grubunu bir kez daha kutlamak isteriz. Umut etmeyi ve hayal kurmayı bırakmadıkları, ekolojiyle ilgili duyarlılıklarını eyleme gerçirdikleri, herkese yeni direnç noktalarının mümkün olduğunu gösterdikleri için. Buradan sitelerine bir bakın. Yaptıklarını 'Permakültür felsefesini gözeterek tasarım yapan ve uygulayan, yerel tohumlarımıza sahip çıkarak, doğal tarım uygulamaları yapan,  öğrendiklerini, ürettiklerini paylaşarak, kendi kendine yeten bir köy kurma girişimi' olarak tanımlayan bu güzel insanları daha yakından tanıyın. 

    Salı
    Tem262011

    Tuba Çizer Minti Bozarken...

    1.foto: Tuba sakin, çizim yapıyor. Kağıdın üzerine incelikle, incecik kalem ve fırçalarla bizim yazarlarının portrelerini çiziyor. Evin en küçük kedisi, öksüz deli Minti ise yaramazlık peşinde. Her zamanki hali. Ne zaman bir akıl belirtisi gösterecek diye bekliyoruz.

    2.foto: Permakültüre Giriş'in yazarı Bill Mollison'ın portresi adım adım ilerliyor. Stajyerimiz işinin ustası, bir mahir kişi gördüğünüz gibi.

    3.foto: Kelebek canlı değil, bu halde, çiçeklerin içinde, güzellikle sarmalanmış, güzellik özü içerken ölüvermiş. Bahçede bulduk. Bakakaldık. Bu arada İstanbul ne sıcak! Adada bile rüzgar azıcık esti bugün. Herkese deniz kenarı, bulut altı günler dileriz, artık tatile gitmeyi isteriz : )

    Perşembe
    Tem142011

    Sakin Bir Atölye Gününde...

    Çeşit çeşit kağıt, kumaşlar, dikiş ipleri, mumlu ipler, pamuk ipler, küçüklü büyüklü makaslar, iğneler, demir cetvel, kesme tahtası, dikiş makinası, mukavva, rulo rulo kraft kağıt, etiketler... İlham verici sesler, etrafta dolanan... Rembetiko, Birsen Tezer, Javier Limon, Arto Tuncboyacıyan.

    Sakin bir atölye gününde,  İstanbul'da bir odada, Ezgi, Tuba, İrem, akıllarında deniz ve kumsal, hayaller ve uçan kuşlar.. Defter ve dedikodu yapıp, Ekoloji, Slow Food ve Permakültür'leri paketledi. Tüm bunlar olurken, kedi Anya herşeyi dikkatle izlemekteydi, bilgiç bilgiç bakıp, göbeğini sırtüstü açıp yerde, gülmekle yetindi.

    Salı
    Tem122011

    Sinek Sekiz'in İlk Stajyeri

    Tuba buldu bizi, dedi ki ben Hacettepe Grafik Bölümü 3.sınıf öğrencisiyim, sizi takip ediyor, pek seviyor kendime yakın buluyorum. Yaz stajımı sizinle yapsam?

    Ve geldi, Ankara'dan Büyükada'ya, her sabah Kabataş'tan vapura binip inip. 2 hafta oluyor, birlikte oturup kalkalı, muhabbetler edip, sevdiğimiz şeyler üzerine konuşup, bildiklerimizi karşılıklı paylaşmaya başlayalı. Dün defter yaptık. Ne güzel, hayatın hediyeleri... 

    Perşembe
    Haz232011

    Alternatif Yollar...

    Sinek Sekiz kitapları bazı kitapçılarda var biliyorsunuz, şimdilik bir dağıtım ağına dahil değiliz bu yüzden. Bize info@sineksekiz.com'a bir mail atarak kitap siparişi verebilirsiniz, güzelce paketleyip adresinize göndeririz. Bir de bize destek olan, aynı dilden konuştuğumuz insanlar ve onların işlettiği mekanlar var. Buralarda da kitapları bulabilirsiniz.

    Bunlardan biri Cihangir'deki Kahve 6. Hani Cihangir kahvesinden deniz istikametine doğru giderken sağdaki ikinci sokaktaki o güzel bahçeli kafe. Sahibeleri permakültür destekçisi olduklarından, girişteki panoda konuyla ilgili bilumum fotoğraf bilgi, gazete çıkmış haberler asılı. Sırrı Süreyya ile Victor'un, Buğday Derneği ile Marmariç'in yanyana durduğu bir pano..

    Bizim kitaplar da işte bu panonun yanıbaşında dizilmiş duruyorlar mutlulukla. Cihangir civarlarında olduğunuzda, eğer hiç gitmediyseniz bir uğrayın, taze meyveli, buğdaylı, tahinli karışımla ruhunuzu tatlandırın, felafelle doyun, çılbırla gözünüz şenlensin, isterseniz kitapları da bir karıştırın, dilerseniz alın, okumaya başlayın.

    Ayrıca Beşiktaş'taki Sıdıka, Nişantaşı'ndaki Kantin'de de varız. Her ikisi de Slow Food destekçisi, iyi bir yemeğin ancak herkes için adil bir ticaretle, doğaya saygılı bir üretimle mümkün olabileceğini bilen, bunu da kendi restoranlarında uygulayan güzel insanların mekanları. Aklınızda olsunlar... 

    Pazartesi
    Haz202011

    Slow Food Devrimi Omuzlarda

    SSDK yani Sinek Sekiz Dağıtım Kuvvetleri yine iş başında! Cuma günü Slow Food Devrimi matbaadan geldi, biz de hiç vakit kaybetmeden kitapçılara ilk partileri ulaştırma işine giriştik. Ankara'dan gelen arkadaşlarımız Anıl ve Damla'yla beraber omzumuzda kitaplar yollara düştük. 

    Slow Food Devrimi'ni İstiklal'de Mephisto, Pandora, Robinson Kitabevleri'nde, Kadiköy Mephisto'da, Caddebostan Gergedan'da, İzmir'de Işık Kitabevi'nde ve Ankara'da ODTÜ içindeki Öykücü kitabevinde sorunuz, bulunuz, edininiz, deriz.