


(fotoğraflar: Alaz Soytemiz)
Blogu güncellemeyeli amma uzun zaman olmuş! Ama hayat bu işte, bilirsiniz siz de. Ne yapacağı belli olmaz. Bir nehir gibi yatağı gün gelip suyla dolunca delileşip kendini akmaya verebilir. Onca zaman durduktan sonra damlalarla yeniden vücuda gelince çağlar, akar, coşar, taşar. Komşusu ağaçlarla, arkadaşı kurtla kuşla konuşmayı unutur, iki yanına bakmayı bırakıp gözlerini yukarılara, masmavi göğe çevirir. Bulutlar alır aklını... Hal böyle olunca kelimeler yükseklerden boşluğa bırakılan küller gibi savrulup uçuşur, yanyana gelip dizilmek nedir bilmezler, kurulamaz cümleler.
Vaziyetler aynen böyleydi işte. Bu yüzden yazamadım, yazmadım. Aklım bir karış havada, ayaklarım pedallarda, 3 yıl sonra yeniden bisiklet üstünde yollarla beraber akmaktaydım.
Yukarıdaki fotoğraflar İrlanda adındaki harikalar diyarından. Ağustos ayında küçük bir kısmında gezinme şansı bulduğum Avrupa'nın en batısından Atlantik okyanusunun enginliğine açılan o küçük adadan.

Üzerinde 3 milyon güzel insanın yaşadığı bu adada bisiklete binmek insanı sarhoş eden bir zevk. Ana yollarda dahi trafik rahatsız edici değil. Motorlu taşıtları kullananları çoğu gündelik hayatlarında da bisiklete bindiklerinden yolda teker üstünde gidenin halinden anlıyorlar. En genel haritalarda bile belirtilen tali yollarda gittiğinizde ise trafiğin yoğunluğu iyice azalıyor. En ıssız yerlerde dahi yol ayrımlarına geldiğinizde tabelalar sayesinde kaybolmuyorsunuz. Kimi yollar da manzarası ya da doğal güzelliği açısından bisikletliler için ayrıca çekici olabileceğinden ayrı bir tabelayla daha işaretleniyor. (bkz. yukarıdaki direk)
Lafı gelmişken söylemekte fayda var: Türkiye'de bisiklete binmek nereseyse garipsen bir hareket olsa da Avrupa'da ve dünyanın geri kalan birçok yerinde insanlar hem şehir içinde huzurla yaşayabilmek, trafik yoğunluğunu, karbon salımını ve dolayısıyla küresel ısınma üzerindeki insan etkisini azaltmak, hem de spor yapmak, sağlıklı olmak ya da bazen sadece güzel görünmek için bisiklete binip duruyor.
Şehir içinde ulaşım aracı olarak bisiklet kullanmak çoğu ülkede oldukça olağan, gündelik bir aktivite. İnsanlar evlerinden işlerine bisikletle gidip geliyor. Ama bunun haricinde -bizim gibi- uzun mesafeleri bisikletle katetmek isteyen ve turistik amaçlarla bisikletle seyahat eden de çok sayıda insan var.
Bisikletle seyahatin yaygınlaşması için devletler ve kuruluşlar da çaba gösteriyor. (Mesela İrlanda'da bisiklet aldığınızda bunun için harcadığınız tüm parayı vergiden düşebiliyorsunuz) Bunlar içinde en dikkate değer olanı Avrupa Bisikletliler Federasyonu'nun oluşturduğu EuroVelo adındaki, kıtanın tamamını bir baştan bir başa dolaşmaya olanak tanıyan bisiklet yolları ağı. Bu ağa dahil olan tüm rotalar bisikletliler tarafından denenmiş, uzunlukları ve zorluk dereceleri belirlenmiş güzergahlardan oluşuyor. Yandaki harita bu konuda size bir fikir verebilir. Üzerine tıklarsanız, EuroVelo rotalarını ve yol özelliklerini inceleyebilirsiniz.
Son olarak gelelim tavsiyelere: Eğer bir zaman İrlanda'ya gitmeye karar verirseniz bunu Electric Picnic adlı festivalin düzenlediği tarihe getirin. Dublin'e 1 saat uzaklıktaki, etrafı ormanlarla çevrili dev bir çayırlık alanda düzenlenen bu 3 günlük festival gerçekten görülmeye değer. Bu sene ana sahnede çıkan grupları aşağıdaki görselde görüyorsunuz, müzik konusunda zaten diyecek pek fazla laf yok. Ama festival deneyimi salt müzik dinlemenin çok ötesinde. Sadece Avrupa'nın en 'yeşil' organizasyonu olması açısından bile dikkate değer. ( 1 torba dolusu çöp toplayıp atık noktalarına getirene bedava bira verildiği, güneş panelleri, slow food ve adil ticaretle elde edilmiş ürünlerle dolu standların, hatta küçük ölçekli örnek bir permakültür bahçesinin bile olduğu bir festivalden bahsediyoruz!) Meraktan yerinde duramayanlar aşağıdaki görsele tıklasın diyor esenlikler diliyoruz. (Bir sonraki yazı: 'Çek Ülkesinde Çalıştay Macerası'... artık hiç bekletmeden, pek yakında)
